Türk
Milletinin kutsal kitabmız Kuran’ı okumasında hamdolsun pek sıkıntısı yoktur.
Okuyoruz okumasına fakat ne kadar anlıyoruz veya ne kadar tercümelerinde durup
düşünüyoruz? Yazımda bu soruya az da olsa bir ışık tutmak , ilgisini çekecek
arkadaşlara bir kapı aralamak istedim.
Hak din
İslam’ın tamamlayıcısı olarak dünyaya indirilen Kur’an-ı Kerim Rabbimizin
sonsuz ilminden , ol deyince olduran kuvvet ile oluşmuştur. Kısıtlı anlayabilme
ve düşünebilme yeteneğimiz ile faydalandığımızda bile yüzyıllar sonra anlaşılarak
bilimde çığır açan yeniliklerin Kutsal kitabımızda yazdığını görürüz. İbn’i
Sina , Farabi , El Razi , Suyuti gibi İslam Alimleri de Kuran’ın sonsuz
nurundan faydalanarak ayet okyanusundan aldıkları bilgi damlacıklarıyla bilime
çok büyük katkıları olmuş insanlardır.
Amacımız Kur’an-ı Kerim’i okumak
, okutmak ve en önemlisi anlamaya çalışmak olmalıdır. Anladıktan sonra Kuran’ın
gerektirdiklerini uygulamak gerektiği fikri kalbimizde ve beynimizde zamanla
olgunlaşan bir meyve misali oluşacaktır.
Kainatin
genişlemesi hakkında Albert Einstein , Abbe Lemaitre ve Edwin Hubble gibi bilim
insanlarının teorileri dünyada büyük yankı uyandırmıştı. Bu bilim insanları
evrenin durmadığını , devamlı bir büyüme ve genişleme içerisinde olduğunu bir
çok ispat niteliğinde çalışmalarıyla göstermiş oldukları bir gerçek fakat bu
teoriler ve çalışmalar yapılmadan yüzyıllar önce Yüce Allah(cc) Kur’an-ı Kerim
vasıtası ile insanlara bu gerçeği iletmiştir. Dönemin bilim ve anlayış şartları
bu kavramların açıklanmasında yeterli olmadığı için İslam Alimleri bu tür
ayetleri açıklamakta kısmen yetersiz kalmışlardır. Bu ayette Cenab-ı Hak
“Semayı biz kendi ellerimizle yaptık ve onu biz genişletiyoruz “ buyurmaktadır.
Ez-Zariyat 51/47
Aynı şekilde astronomi üzerinden gidecek olursak Kuran’da gezegenlerin yörüngeleri yani gittikleri yollar hakkında da bilgi edinebiliriz zira Kur’an her şeye Kadir olan Allah(cc) tarafından gönderilmiştir.
“(Allah) O’dur ki , geceyi gündüzü , güneşi ve ay’ı yarattı. Bunların her biri kendilerine mahsus hareketleriyle bir yörünge üzerinde hareket ederler.”
El-Enbiya 21/33
“Güneş Ay’a yetişemez , gece gündüzü geçemez. Hepsi bir felekte yüzerler.”
Yasin36/40
“Güneş kendi karargahında yürür. Bu galip, kadir ve alim Allah’ın takdiridir.”
Yasin36/38
Görüldüğü üzere anlaşılmak istendiği ve üzerinde durulduğu takdirde yol göstericimiz olan Kur’an-ı Kerim’de bizlere apaçık bir kurtuluş vardır. Bu kurtuluş hem ahretimiz hem de dünyamız içindir. Ayrıca bu bilgiler fen bilimleri açısından sadece astronomi ile sınırlı kalmamakta çok geniş bir yelpazeyi kaplamakla beraber bizler en azından anlamakla yükümlüyüz.
İnsan’ın
gözleri , saç rengi , uzuvları veya sesleri… Bunlar birbirine benzeyebilir
ve böyle bir durum da gayet normaldir. Ya parmak izleri ? Dünya üzerindeki
bütün insanların parmak izleri birbirinden farklıdır. Tek yumurta ikizlerinin
bile…
“ Evet , biz onun parmak uçlarını düzeltmeye de kadiriz.”
El-Kıyame 75/4
Bu bilgiler Kuran’ın indirilişinden yaklaşık on üç asır sonra elde edinilmiştir.
Kur’an-ı
Kerim on üç asır önce genetik bilimine ışık tutmuş ve kıyamet vakti geldiğinde
tekrar dirildiğimizde tüm insanlarda farklı olan parmak izlerinin bile tekrar
aynı şekilde yaratılacağından ve açıkça insanlardaki parmak izi farklılığından
bahsetmektedir.
En büyük
nimetimiz Kur’an-ı Kerim’i okuyalım , okutalım , anlayalım ve anlatalım.
Sözlerimi hayat düstürümuz olması gereken peygamber efendimizin bir hadisi ile
bitirmek istiyorum ;
“Sizin en hayırlınız Kur’an-ı Kerim’i
öğrenen ve öğreteninizdir.”
Hz.Muhammed(SAV)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder